TARİH ARALIĞI

Başlangıç Tarihi
Seç
Bitiş Tarihi
Seç

ARANACAK KRİTER

Kriter Seçin
Makale Başlığında

ARANACAK KELİME

Örnek “vergi mevzuatı”

8.2.2020

DİJİTAL HİZMETLER VERGİSİ: GÜNCEL GELİŞMELERİN GÖSTERİMİ

 

 

(Digital Services Tax: Representation of Current Developments)

Yunus Emre ÜLKÜ*

Son dönemdeki gelişmelere baktığımızda, mevcut uluslararası vergi sistemi kurallarının, ekonominin dijitalleşmesini kurallara uygun bir şekilde yakalamadığına yönelik endişeleri ortaya çıkardığını görmekteyiz. Başka bir anlatımla, halihazırdaki uluslararası vergi çerçevesinin - Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (Organisation for Economic Cooperation and Development-“OECD”) Matrah Aşındırma ve Kar Aktarımı (Base Erosion and Profit Shifting-“BEPS”) projesinde yapılan değişikliklerden sonra bile - hala kaynak ülkede bir bağlantı noktasını (iş merkezi) tanımlayıcı kriter olarak bir daimi işyeri (permanent establishment-“PE”) biçimindeki fiziksel varlığı (physical presence-“PP”) vurguladığı görülmektedir[1]. Örneğin, vergilendirme, “OECD”nin “Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilere İlişkin Model Anlaşma 2017 (Model Tax Convention on Income and on Capital 2017)”nin 5. maddesinde belirtildiği şekliyle[2], ticari faaliyetlerin tamamının ya da bir kısmının fiziksel olarak gerçekleştirildiği yer ile bağlantılı bulunmaktadır[3].Fakat bu vergilendirmenin;bilgisayar donanımı ve yazılımına sahip olduğumuz sürece var olan[4], modern ekonomiyi karakterize etmek amacıyla kullanılmakta olan[5]ve kapsadığı alan itibariyle de oldukça geniş bir yapıya sahip olan[6]dijital ekonomiyi mutlak anlamda kapsamına alamadığını ileri sürebiliriz. Bununla birlikte, bu durumun ulusal vergi gelirleri üzerine bazı etkilerinin olacağını da belirtebiliriz[7].

Dijital şirketleri vergileme zorlukları, küresel ölçekte karşı karşıya kalınan bir problem olarak kabul görmektedir. Bu şirketlerin sınır ötesi bir ülkede işyeri olmaksızın faaliyetlerine olanak tanıyan dijital mahiyettekiiş modelleri – burada, dijital ekonominin “e-ticaret”, “uygulama mağazası”, “çevrimiçi reklamcılık”, “bulut bilişim”, “katılımcı ağ programları” (örneğin Facebook, Twitter ve Wikipedia gibi), “çevrimiçi ödeme”, “yüksek hızlı ticaret” gibi yeni iş modellerinin oluşmasına yol açtığını[8] dikkate almaktayız – karşısında yürürlükte bulunan uluslararası ve ulusal vergi kurallarının “PP”ye dayalı olmasından dolayı, bu gelirlerden kaynak ülkelerin vergileme yoluyla pay alamaması, “yeni bir vergi” oluşturulmasının sebebini oluşturmaktadır[9]. Buradaki “yeni bir vergi”nin, vergileme prensibinde, “PP”den “dijital varlığa (digital presence-“DP”)” temel bir kayma olarak ifade edilen[10] “Dijital Hizmetler Vergisi” olduğunu önemle belirtmemiz gerekir. İşletme literatüründe, “DP”nin temel alanları; dijital pazarlama, dijital ürün/hizmet deneyimi, e-ticaret, elektronik müşteri ilişkileri yönetimi, sosyal medya varlığı ve mobil optimizasyondan oluşur[11]. Fakat biz, buradaki “DP”yi,Avrupa Komisyonu’nun (“Komisyon”) 21 Mart 2018’de yayımlandığı Direktif[12] doğrultusunda dikkate almaktayız [Direktif özelindeki “DP”, “önemli dijital varlık (significant digital presence-SDP)” olarak belirtilmektedir; aksini belirtmediğimiz sürece “DP”, “SDP” anlamına gelecektir]. Bu Direktifin, fiziksel olmayan ticari bir varlık olması durumunda sınır ötesi faaliyet gösteren dijital işletmeler için vergiye tabi bir bağlantı noktasını kurmak amacıyla kurallar koyduğu görmekteyiz[13]. Bu kapsamda, “DP” kavramının; bir yetki sınırları içerisinde vergilendirilebilir bağlantı noktası kurmayı amaçladığını, halihazırdaki “PE” konseptine ek olarak görülmesinin önerildiği ve Avrupa Birliği (“AB”) kapsamındaki bir Üye Devlet için dijital hizmetlerin tedarik edilmesinden elde edilen gelirlere, dijital hizmetlerin kullanıcı sayısına ya da bir dijital hizmet için sözleşme sayısına dayanmakta olduğu dikkatimizi çekmektedir[14].

Yazının devamını okumak için tıklayınız.​