TARİH ARALIĞI

Başlangıç Tarihi
Seç
Bitiş Tarihi
Seç

ARANACAK KRİTER

Kriter Seçin
Makale Başlığında

ARANACAK KELİME

Örnek “vergi mevzuatı”

20.6.2013

Mükellef Olmak Ya da Olmamak (Vergi Ödememenin Dayanılmaz Hafifliği Mi, Vergi Ödemenin Onurlu Ağırlı MI?)

Vergi yükümlüsüne mükellef denir. Mükellef olmak onurludur. Gerektiğinde “maaşını benim vergilerimden alıyorsun” demek, gerektiğinde hizmet talep etmek için bir sigortadır. Mükellef olunan ve doğulan yerler vardır dünyada. Ülkemiz ortalama olarak mükellef olunan yerlerdendir. Doğuştan kimse mükellef değildir. Doğduktan hemen sonra çocuğa barkod numarası verilmez elbette başka yerlerde.  Ancak göreli olarak “kuş uçurtmamaya çalışan” ülkelerde bir çok eyleminiz kontrol altında olduğu için mükellef doğulan yerler olduğu söylenebilir. Bu arada kötü bir fikir olmayabilir: Doğduğu anda çocuklara hastanede T.C. kimlik numarasının verilmesi (Böyle bir uygulamamız varsa da bilgi sahibi değiliz).

Mükellef olmaktan onur duyulması gerektiğine dairdir kabulümüz. Ama mükelleflerimizin önemli bir bölümünün bakışıyla mükellef olmak, “kümesteki kaz” psikolojisiyle izah bulur. O denli mükellef olmayarak elde ettiği kazancı servetine katan, kolay harcama yapabilen, yaşam standardı kendisine nazaran yüksek olup da herhangi bir kamusal tedbire müeyyideye muhatap kalmaksızın kuralsız yaşayanlarla karşılaşır ki, mükellef olmanın onurunu duyumsayamaz.

Mükellef olmamakla ilgili psikolojik durumu da duyumsamak gerekir. Olasılıkla vicdani bir sorumluluk, huzursuzluk hali vardır zihinde. Oldukça önemli olanaklar sunan ülkesine(halkına, devletine) ufacık da olsa yol, su, elektrik için katkı vermemekten ötürü bir suçluluk psikolojisi vardır olasılıkla..Ancak yine de mükellef olmayı yeğlemez. Çünkü “kümesteki kaz” a evrilmekle ilgili endişeleri baskın çıkar genelde. Bu durum aslında mükellef olmaktan çok daha zordur. İnanın! Çünkü hukukun gerektirdiği duruma rağmen mükellef olmamak, öncelikle meşru olmayan bir konum oluşturduğundan “bir kaçakmış gibi” yaşam sürdürmeyi gerektirir. Görünürde çok rahat, keyifli, bir eli yağda bir eli balda gibi düşünülen mükellef olmayanlar, gerçekte bu meşru olmayan durumlarını sürdürebilmek için çok fazla çaba harcarlar. Rüşvet vererek işlerini halledebilmeye dair en katı kuralsızlık örneklerinden tutun da, normal insanların güne güneşle başladığı gibi başlayamayıp bir çok işlemlerini gece karanlığında halletmeleri gibi basit durumlara değin geniş bir yelpazede durumlarını koruyabilmenin mesaisi ile yorulurlar.

Mükellef olmakla kendini kümesteki kaz olarak gören vatandaş ile mükellef olursa kaz sürüsüne katılmanın vereceği kompleksi duyumsayanlar ayrı saflarda görünmekle birlikte fikren yakın kaygıları taşırlar. Kendini kümeste hissederek haksızlığa uğrayanın şikayeti mükellef olmayanların da mükellef kılınması iken, mükellef olmaktan kaçınanların şikayeti kümese kendilerinin girmesi durumunda işlerin hallolmayacağı ve birilerinin her durumda kümese girmeyecekleri nedeniyle haksızlığa uğrayacaklarıdır. Aslında ortak kaygı ya da şikayet kamusal otoritenin yeterliğine dair bir kuşkudan kaynaklıdır. Bilinçaltı mesele devlete dair güven sorunudur.

Mükellef olmak ya da olmamak..Bu ikilemde mükellef olmaktan yana davrana vatandaşlarınızı artırmak hedefiniz varsa, mükellef olmamaya dair müeyyidelerinizi etkin kılmak ve devlet olarak bu etkinliğe dair güven vermek zorunluluğunuz vardır. Aksi durumda mükellef olmamanın dayanılmaz keyfini yaşamaktan bir kısım vatandaşınızı alıkoyamazsınız.

İyi bir çalışma günü dileğiyle..