TARİH ARALIĞI

Başlangıç Tarihi
Seç
Bitiş Tarihi
Seç

ARANACAK KRİTER

Kriter Seçin
Makale Başlığında

ARANACAK KELİME

Örnek “vergi mevzuatı”

24.4.2014

Twitter’in Vergilendirilmesi

  

Bugünlerin güncel konularında biri Twitter’ın vergilendirilmesi. Aslında konu Türkiye’de, temel hak ve özgürlükleri açısından da sorgulanan bir durum. Ancak burada sadece vergi boyutu ele alınacaktır. Twitter’in vergilendirilmesi konusu, temelinde e-ticaretin vergilendirilmesinde yaşanan sorunlarla ilgilidir.

Uluslararası vergilendirmede devletlerin mali egemenliklerini kullanmalarıyla ilgili iki temel ilke bulunmaktadır. Kurumlar Vergisi Kanununa (KVK) göre kanuni veya iş merkezi Türkiye olan kurumlar, gerek Türkiye içerisinde gerekse de Türkiye dışında elde ettikleri kazançları üzerinden “tam mükellef olarak” vergilendirilirler. Bunun için, Türkiye’de kanuni veya iş merkezlerinden birine sahip olunması yeterlidir. Buna karşılık kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanlar ise sadece Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden dar mükellef olarak vergilendirilirler. Vergi Usul Kanunu (VUK) hükümlerine uygun olarak Türkiye'de “iş yeri olan” veya “daimî temsilci” bulunduran yabancı kurumlar tarafından, bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla yapılan işlerden elde edilen ticarî kazançların vergisi, sadece bu kazançlarla sınırlı olmak üzere Türkiye’de ödenir.

Dar mükellef kurumların elde ettikleri kazançların vergilendirilmesi, genel kural olarak ticari kazanç ve diğer kazançlar olarak ikili bir ayrımda ele alınabilir. Dar mükellef kurumların Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratları üzerinden KVK’nın 30’uncu maddesine göre avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından maddede (2009/14593 sayılı BKK ile) belirlenen oranlarda kurumlar vergisi kesintisi yapılmaktadır. Bu kazançlar arasında, ticari kazanç bulunmamaktadır.

Türkiye’de ticari faaliyette bulunan dar mükellef yabancı bir kurumun VUK’nın 156’ncı maddesine göre işyeri ya da Gelir Vergisi Kanunun (GVK) 8’inci maddesine göre belirlenen daimi temsilcisi aracılığıyla elde ettiği gelirler, yine sadece bu gelirle sınırlı olmak üzere Türkiye’de vergilendirilir ve bu mükellefler, elde ettikleri bu kazançları için kurumlar vergisi beyannamesi verirler. İşyeri ya da daimi temsilci aracılığıyla elde edilen bu gelirlerin, kurumlar vergisi dışında ana merkeze aktarılması sırasında KVK’ya göre ayrıca herhangi bir stopaj yapılması söz konusu değildir. Diğer taraftan, bu gelirlerin vergilendirilmesiyle ilgili olarak ayrıca ilgili ülkelerle yapılan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları (ÇVÖA) hükümlerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Genel kural olarak, VUK’da yer alan işyeri tanımı, ÇVÖA’larda yer alan işyeri tanımlarından daha geniştir. Ancak burada dikkate alınması gereken diğer bir konu da GVK’nın 75'inci maddesinin ikinci fıkrasının 4'üncü bendinde; KVK uyarınca yıllık veya özel beyanname veren dar mükellef kurumların beyan ettiği kazancın kurumlar vergisi hesaplandıktan sonra kalan kısmının menkul sermaye iradı sayılmasıdır. Bu durumda 94'üncü maddesinin 6'ncı bendinin b-iii alt bendi uyarınca sözü edilen menkul sermaye iradının ana merkeze aktarılan tutarı üzerinden (2003/6577 sayılı BKK ile) % 10 vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

Geleneksel ticaret yöntemlerine göre; dar mükelleflerin vergilendirilmeleri ile ilgili kuralların genel çerçevesi böyle olmakla birlikte, sanal dünya söz konusu olduğu zaman bu koşullar değişmekte ve özellikle işyerinin tanımında yaşanan sorunlar nedeniyle sanal tüccar, sabit bir işyerine ya da daimi temsilciye sahip olmadan bir ülkede faaliyette bulunulabilmekte, devletlerin vergilendirme yetkisinin başladığı gümrük hattından aynı gün içerisinde binlerce defa geçebilmektedir. Bu durumda, devletler, vergilendirme sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bunun çarpıcı örnekleri, bütün Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sıkça gündeme gelmektedir. Örneğin Türkiye’de yerleşik vergi mükelleflerinin yurt dışında bulunan işletmelere reklam vermeleri ve bu reklamların Türkiye’de yerleşik olan kişilerin gezdikleri Twitter, Google ya da Facebook gibi internet sayfalarında görülmeleri durumunda, bu hizmetleri sağlayanlar Türkiye’de faaliyette bulunmakta, gelir elde etmekte ancak Türkiye’de işyeri ya da daimi temsilciye sahip olmamaları durumunda vergi ödememektedirler. Diğer bir ifadeyle, reklamlardan Türkiye’de yararlanıldığı için faaliyette bulunma yeri Türkiye’dir ve gelir Türkiye’de elde edilmiş sayılmaktadır. Bu durumda, sunucuların bulunduğu yerin mi yoksa internet sayfasına erişenlerin bulundukları yerin mi işyerinin tespitinde dikkate alınacağı, üzerinde tartışılan bir konudur. Ancak şu durum gerçek ki devletler, bu faaliyetlerden dolayı kurumlar vergisi ve katma değer vergisi yönünden vergi kaybına uğramaktadır. Ödemelerin izinin sürülmesi bir çözüm olarak önerilmekle birlikte, ödeme kaynağının yurt dışında olması, bu tür finans hareketlerinin izlenmesine ve çözüm üretilmesine olanak vermemektedir. Daha karmaşık durum, yurt dışında yerleşik işletmelerin örneğin yabancı dil okullarının Türkiye’ deki internet kullanıcıları için vermiş oldukları ilan örneğinde olduğu gibi, vergilendirme yetkisinin Devletlerin tamamen kontrolünün dışında kaldığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Türkiye’deki vergi düzenlemelerinin mevcut hali, bu yeni ticaret yöntemlerini kavramakta yetersiz kalmaktadır. Üstelik bu yeni yöntemlerle devletlerin tek başlarına mücadele etmeleri de mümkün görünmemektedir.

OECD’nin e-ticaretin vergilendirilmesi konusunda genel yaklaşımı, konvansiyonel ticarete uygulanan vergi kurallarının, e-ticarete de uygulanmasıdır. E-ticaret dolayısıyla ayrımcı vergilendirme uygulanmamalı ve vergi matrahları; devletler arasında adil olarak paylaşılmalıdır. Ancak geleneksel kurallar, e-ticaret uygulamalarında Devletlerin egemenlik yetkilerini kullanmalarında yetersiz kalmaktadır. Twitter gibi kuruluşların merkezlerinin bulunduğu yeri tespit etmek kolay olmakla birlikte, sunucuların bulunduğu yeri ya da merkeze bağlı olan ancak Türkiye’deki faaliyetle ilgili olan ve ayrı bir hukuki varlığı bulunan bağlı işletmenin yerini tespit etmek zorluklar içermektedir. Bu yerlerin Türkiye’nin ÇVÖA imzaladığı yerlerin örneğin açık denizlerdeki bir gemide ya da vergi cenneti olarak tanımlanan ülkelerde yerleşik olması mümkün bulunmaktadır. . Bu nedenle, Maliye Bakanlığı, Twitter’ın Türkiye’de şube ya da daimi temsilci bulundurmasını istemektedir. Aksi durumda, Türkiye’den yapılan ödemelerin ve bu sayede Türkiye’de elde edilen kazançların hiç vergilendirilmemesi sonucu ortaya çıkmaktadır Eğer işyeri ya da daimi temsilci bulunursa, mevcut konvansiyonel ticarete uygulanan kurallar, e-ticarete de uygulanabilecektir. Bu durumda Twitter ve benzeri işletmelerin, Türkiye’de VUK ya da ana/bağlı işletmenin faaliyette bulunduğu ülke ile imzalanan ÇVÖA anlaşmasında tanımlanan şekilde, sabit işyerine sahip olması durumunda vergilendirme gerçekleşecektir. Ancak, kabul etmek gerekir ki bu durumda bile beyanların doğruluğunun mevcut koşullarda kontrolü, mümkün olmayacaktır.

 

YORUMLAR

  • Mitolojide "prokrutes" adında bir yaratık, bu yaratığın da bir yatağı var, evine gelen misafirlerin boyu yatağa göre kısaysa bacaklarından çekip uzatarak, uzunsa keserek yatağa sığdırır. Bu mitten esinlenerek sosyolojide "prokrutes yatağı" diye bir kavram var. Mental anlamda belli bir sabiteye göre dünyaya bakan, bizim klasik deyimimizle "dar kafalı" insanlar için kullanılan bir ifade. Elbette vergi hukukumuzun dar kafalı olduğunu idddia etmek hadsizliğine giremem, lakin zaman o zamandır ki en genel anlamda e-ticaretin konvansiyonel kazanç/vergilendirme şablonlarına uydurulması yerine yeni, özgün ve uluslararası ticarette de kabul görebilecek enstrümanların geliştirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Çalışmanız için takdirlerimi arzeder, e-ticaret ve özellikle gümrük kaçakçılığında yeni trend haline gelen "drop shipping" konusunda değerlendirmelerinizi içeren yazınızı sabırsızlıkla beklerim.

    Ziyaretçi

  • Dar mükellef kurumlardan tevkifatın KVK 30/6. maddesine göre % 15 oranında, GVK 94/6-b-iii maddesine göre % 10 oranında yapılacağı kanunda belirtilmiş. İkisinde de tevkifat "indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancından hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısımdan ana merkeze aktarılan tutar" üzerinden yapılıyor. Yazınızdan 30/6 hükmünün uygulanmayacağını anladım. KVK 30/6 ile GVK 94/6-b-iii birbiriyle çelişmiyor mu? Aydınlatırsanız ve görüşlerinizi paylaşırsanız seviniriz. Saygılar.

    Ziyaretçi

  • kurumlar vergisi yönünden işyeri ve kanuni merkezi Türkiye'de olmadığından dar mükellef kurum olması söz konusu değil ve bu durumda yıllık veya özel beyanname vermesi gerekmiyor durum böyle olunca kvk 30/6 ya göre değil gvk 94/b-iii ye göre tevkifat yapmak gerekmekte.

    Ziyaretçi

  • yıllık kurumlar vergisi beyannamesi vermeyen ve dar mükellef kurum olmayan bir kurumdan GVK 94/6-b-iii ye göre nasıl tevkifat yapılacak. Maddede tevkifatın "indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancından hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısımdan ana merkeze aktarılan tutar" üzerinden yapılacağı belirtilmiş. KVK 30/6 varken GVK 94/6-b-iii nin uygulanması imkansız gibi görünüyor.

    Ziyaretçi

Daha Fazla