TARİH ARALIĞI

Başlangıç Tarihi
Seç
Bitiş Tarihi
Seç

ARANACAK KRİTER

Kriter Seçin
Makale Başlığında

ARANACAK KELİME

Örnek “vergi mevzuatı”

20.8.2014

Suç Geliri ve Vergi Arasındaki Romantik İlişki : Gençler Anlaşmış Olsa Da Aileler Razı Değil!

 

Paranın rengi olmaz ilke olarak. Karakteri de olmaz. Para paradır özünde. Ancak para, kaynağından hareketle betimlenir.  Para, geleneksel anlamda helal ve haram olarak nitelenirken, hukuki zeminde meşru ve gayrimeşru edinimlerden elde olunan para şeklinde nitelenir.

Türk Ceza Kanunu’nda suçtan kaynaklanan gelirlerin aklanması bir suç olarak tanımlıdır. Suç geliri ise Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunda “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değeri”  olarak tanımlanmıştır. Suçtan kaynaklanan mal varlığı değeri, suçtan kaynaklanan kazanç Türk Ceza Kanunu uyarınca müsadere konusudur. Anayasamız uyarınca genel müsadere mümkün olmamakla birlikte, Türk Ceza Kanunu’nda hükme bağlandığı şekliyle müsadere mümkündür. Müsaderenin işlevi, suç oluşturan fiillerle, meşru olmayan şekilde elde olunan zenginleşmelerin devlet tasarrufuna alınarak hem suç gelirleri yaratma iradesinin engellenmesini sağlamak hem de meşru olmayan yollarla sağlanan zenginleşmelerin bir meşru gelir alanıymış gibi toplumda yer tutmasını, bu doğrultuda gelişebilecek algıyı kırmaktır. Ayrıca bu türdeki malvarlığının, kazancın müsadere edilemeyerek fail tasarrufuna bırakılması ve sadece ilgili suça ilişkin hürriyeti bağlayıcı cezaların infazı, suç işlemenin cezaya muhatap ve fakat bu suç yoluyla gelir elde etmenin hukuka uygun olduğu şeklinde bir çelişkiye neden olacaktır.

Vergi Usul Kanunu’nun 9’uncu maddesi yukarıda açıkladığımız durumu tartışmalı kılan bir hüküm içermektedir. Hüküm “ Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş bulunması mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu kaldırmaz.” şeklindedir.  Hükmün yoruma gereksinim gösteren bir lafzi kapalılığı yoktur. Eğer suç işleyerek gelir elde edilirse, suç işleyerek herhangi bir verginin konusuna giren bir durum ya da işlem oluşursa mükellefiyet tesis edilir, vergi tarh edilir.

İster istemez soru tekrar tekrar zihnimizde canlanmaktadır: Eğer bir suç vergiyi doğuran olay kabul edilelebiliyor ve meşru nitelikteki vergiyi doğuran olaylar gibi vergi yükümlülüğüne esas alınabiliyorsa ceza yasalarının işlevi nedir?  Vergisini ödeyerek suç işleyebileceğini öngören bir fail karşısında söyleyecek sözümüz var mıdır?

Kanımızca söz yoktur. Ancak bir yorum olarak verginin, suç oluşturan fiil ile gelir ya da zenginleşme arasında şüpheden uzak, kesin, inandırıcı delillerle ilişki kurulamadığı durumda “hiç yoktan iyidir” yaklaşımıyla bir tür kısmi müsadere gibi değerlendirilmesi düşünülebilir. Suç ile gelir arasında illiyet olmadığı durumda, gelirin bazen varsayımlarla bir kazanç unsuruna dahil gösterilmesi bazen de şüpheli ya da ilgilinin ifadelerinden hareketle bir kazanç unsuru kapsamında değerlendirilmesi yapılacak vergilendirme açısından da yine “kötünün iyisi” yöntem olmaktadır.

Günümüz koşulları, suçun ve buna bağlı zenginleşmelerin belirlenmesi yönünden oldukça ileri bir teknoloji dönemini temsil etmektedir. Fiziksel takiplerden başkaca tespit yollarına değin bu ilişkilerin belirlenmesi olanaklıdır. Kamu otoritesinin bu çerçevede daha radikal bir yaklaşımla suç geliri ile vergi arasındaki ilişkiyi bir süreliğine bazı riskleri de alarak( bir takım gelir unsurlarının hem müsadere hem vergi dışında kalma riski gibi) kesmesi, suç yoluyla gelir elde etmekte olanların “vergisini öder geçeriz” şeklinde tezahür edebilen iradelerini kırması gerektiğini düşünmekteyiz. Evet..Belki suç geliri ile vergi romantik bir ilişkiyi sürdürmekte sıkıntı duymuyor olabilirler. Ancak suç gelirinin ve verginin gerek anayasal düzlemde gerekse kapsamlarını belirleyen temel maddi kanunları düzleminde aileleri arasında herhangi bir uyum yoktur. Aileleri anlaşamıyorken gençlerin bu birlikteliği sağlıklı bir gelecek müjdelemeyecektir. Diğer taraftan bu konuda kamu otoritesinin cesaretini besleyecek temel konu da “nereden buldun” anlayışının kabulüdür.