TARİH ARALIĞI

Başlangıç Tarihi
Seç
Bitiş Tarihi
Seç

ARANACAK KRİTER

Kriter Seçin
Makale Başlığında

ARANACAK KELİME

Örnek “vergi mevzuatı”

9.5.2015

Motorlu Taşıtlar Vergisi Artırılmalı!

 

Yaygın kullanımıyla “araba” olarak betimlenen binek araçların ağırlığı fazla olmak üzere, kentlerde ve hatta turizm açısından gözde yerlerde motorlu araçların sokaklardaki sayısı insan sayısını aşıyor..Bir akıl tutulması olarak da önemli bölümü yayanın yürüme alanlarında yerleşik bu araçları kaldırmaya, bu park alışkanlığını caydırmaya herhangi bir kural yeterli olmuyor. Vatandaşımız yaptırımını duyumsamadığı bu alışkanlığından herhangi bir rahatsızlık duymadığı gibi, kendisine yönelen eleştiriler karşısında da baskın bir tavır ortaya koyuyor(!).

Trafik cezalarının kazalar yönünden caydırıcılığı üzerine naçiz paylaşımımız olmuştu. Kaldırımdaki araç sahipleri konusunda da naçiz görüşlerimizi paylaşmıştık. Yıllarca çözümsüz kalacağı açık olan bu konularda dertleşme dışında da yapabileceğimiz bir şey olmadığının bilincindeyiz. Ancak bir not düşmek için yazmadan da olmuyor diyerek yine gündemimize bu konuyu aldık.

Yıllar önce Ülkemizde binek otomobil sahibi olma istatistikleri bir refah göstergesi olarak değerlendirilirdi. Mevcut durumda da bu tür istatistikler vardır olasılıkla. Özellikle Avrupa Birliği yolunda gerek ehliyet sahibi vatandaş sayısı gerek kişi başına otomobil sayısı gibi ölçütler ağırlıklı olarak gündemde yer almıştı. Anımsadığımız kadarıyla sürücü kurslarının ortaya çıkışında da hem eğitim ölçütü hem sayısal gerekleri yerine getirme ölçütü gözetilmişti.

Yıllar yılları kovalarken elverişli borçlandırma yöntemleriyle otomobil edinimini kolaylaştıran politikalar izlendi. Neredeyse “herkese bir araba” gibi bir psikolojik zeminde duruldu bir süre…Hatta araç sahibi olmamanın sosyal statü açısından konuşulur olduğunu da müşahade ettik..Zaman içinde kullanılan aracın modeli, yaşı, özellikleri itibariyle bu statü konuşulur oldu.

Bugün itibariyle “mütevazı” kavramıyla yan yana durması olası olmayan araç modelleriyle yaşıyoruz. Daha önemlisi araçların “binek otomobil” tanımıyla değerlendirilmesi olası değil(!). Geçmişte çok lüks görünen “dev” gibi araçların bugün sıradan araçlar olarak trafikte yoğunlaştığını görmekteyiz.

“JİP” dediğimizde zenginlikti akla gelen..Herkesin sahip olamayacağı bir şeyden bahsediyor olurduk. Bugün araçlarımızın önemli bir bölümü geçmişte “jip” olarak algıladığımız araçlardan daha cüsseliler..Bu da bir refah göstergesidir kuşkusuz.

Tüm bunlar iyi ve güzeldir mutlaka..Toplumun kullandığı araçların konforlu, güvenli olması “haset” duyulacak bir durum olamaz. Ülkesini seven insanların bu zenginleşme durumundan keyif alması gerekir. Lakin bu araçların park edileceği yerleriniz yoksa, bu araçların çevresel zararlarını giderecek önlemlerinizi vatandaşınız önemsemiyorsa, bu araçların kaldırımlarda insanlardan daha fazla sayıda oldukları gibi bir normal dışılık yaşanıyorsa, bu araçların trafikte seyri sırasında “en büyük benim” edasıyla kullanılmalarını caydırmak mümkün olmuyorsa, bu araçların park gereksinimi için kaldırımlara belediyelerce konan ve park edilmelerini engelleyen korkuluklar, birileri tarafından parçalanabiliyor ve yaptırıma muhatap tutulamıyorlarsa…Affınıza sığınarak ifade etmeliyiz ki olmaz olsun bu araçlar!

Yıllardır bulunduğu yerde sıklıkla park konularını ihbar eden bir vatandaş olarak, konu hakkında ilgili tüm kamu birimlerinin çaresizliğini müşahade etmiş bulunuyorum. Bu kadar yaygın bir konuda ilgili kamu birimlerinin sürece yetişmelerindeki zorlukları da görerek kendilerine sabır diliyorum.

Geriye bir tek çare kalıyor..Vatandaşımızın, HEPİMİZİN bu alandaki duyarsızlığını görünce: MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİNİ ARTIRMAK! Evet..Motorlu taşıtlar vergisini yükseltebildiğimiz kadar yükseltelim!!! Kaldırımdaki araçlar yüzünden özürlü vatandaşımızın sokağa çıkamamasından, kaldırımlardaki araçlar yüzünden yoldan yürüyerek hayati riske maruz kalan çocuklarımızın insanımızın hayatından daha değerli ne olabilir?? Tüm araç sahiplerini insaflı olmaya davet etmekten başka da bir temennide bulunamıyorum.

 

YORUMLAR

  • Yazınızdaki hemen hemen tüm ifadelere katılmakla birlikte son bölümde yer alan MTV ile ilgili kısmı garipsedim açıkçası. Çünkü tüm yazı boyunca bahsettiğiniz şeyler, alım gücünün artmasının eğitim seviyesinin artmasına neden olmadığına aksine görgüsüzlük ve cahilligin mazur görülmesine neden olduğunu işaret ediyor. Bu noktada temel sorun iyi bir eğitim (öğretimden bahsetmiyorum;bakınız vali-adam hikayesi) seviyesine sahip olmadan iyi bir yaşam standartına sahip olmaktan kaynaklanıyor. Benim bakış açıma göre her şeyin başında eğitim, eğitimin temelinde ise iyi bir insan olmak yatıyor. Dolayısıyla toplum olarak eğitime gerçek anlamdaki eğitime önem vermeliyiz.

    Ziyaretçi

Daha Fazla