TARİH ARALIĞI

Başlangıç Tarihi
Seç
Bitiş Tarihi
Seç

ARANACAK KRİTER

Kriter Seçin
Makale Başlığında

ARANACAK KELİME

Örnek “vergi mevzuatı”

17.3.2017

Her Vergilendirilmiş Kazanç Kutsal mıdır?

Her Vergilendirilmiş Kazanç Kutsal mıdır?
(Terörün katlettiği insanların anısına)

Terör üzerine söylenecek yeni bir şey yok..

Tanımı, görünümü, yaptığı, yapış şekli, amacı, sürdürülebilirliğinin kaynakları, teröristin davranış tipi…..ve sıralanabilir bir çok unsuruyla terörün teorik betimlemesi yeni bir söz söylemeyi gerektirmeyecek denli açıktır.

Çok açık bir unsur da terörün maddi gereksinimlerinin olduğudur. Bu maddi gereksinimlerin sıralanması üzerine belki yeni bir şey söylemek olasıdır. Terör üç adet maddi unsura gereksinim duyar:

1.PARA

2.SİLAH

3.İNSAN

Terörün para gereksiniminden hareketle “terörün finansmanı” şeklinde bir suç betimlenmiştir. Ancak bu betimleme, sürekli tekrarlanarak kavramsal bir körlüğe doğru gidildiğini düşündürmektedir. Aynı kavram tekrarlanarak gittikçe soyut bir algılanışa bürünmektedir. Kullanılan kavramların daha somutlaştırılarak kamu birimlerinin ve toplumun farkındalığı geliştirilmelidir. Konunun özü “para”dır. Alma ve vermede ölçüt olan, servet unsurlarının değerini temsil eden, yaşamın sürdürülebilirliği açısından zorunluğu görmezden gelinemeyen, bir çok ilişki formunu belirleyen PARA’dır.

Para, soyut olarak herhangi bir varlığın içinde gömülü de olsa ekonomik-mali ilişkilerin olmazsa olmazıdır. Bir bilanço veya gelir tablosu, görüntü olarak teknik bir durumun gösterişli simgeleri ise de bu tabloların sonuç olarak para ile değiştirilebilir içerikleri yoksa o tablolar da YOKTUR.

Vergi de paradır. Kamunun harcamaları için kaynaktır. Kamu harcamaları betimlemesi de bir soyutu algılatır. Somut olarak devlet’in masraflarını karşılamak için gelire gereksinimi vardır. O da PARA’dır.

Yaşamın sürdürülmesi için paraya gereksinim olması AYIP değildir, SUÇ değildir, KUSUR değildir. Mal/hizmet değişimini ALIŞ-VERİŞ olarak betimlemişizdir. Mal/hizmet değişiminin üretim ilişkilerinin ilk aşamalarında “trampa” olarak betimlenen durumundan parayla ölçümlendiği duruma evrilmesi, parayı temel değişim aracı yapmıştır. Trampa en basit şekliyle, mal veya hizmet gereksinimi durumunda edinilecek mal veya alınacak hizmet karşılığında başka bir hizmet veya mal verilmesidir. Buğdaya gereksinim duyan bir çiftçinin karşılığında portakal gereksinimi olanla değişim yapması, araba gereksinimi olan bir kişinin arazi gereksinimi olanla değişim yapması gibi. Bu gereksinimler ne denli normal ise değişiminin ölçümlenmesinde kullanılan paranın varlığı ve kazanılmasına dair çaba da normaldir.

Paranın oldukça normal bir gereksinim olduğu ne denli kabulü gereken bir durum ise, paranın ister yazılı hukuka ister geleneklere göre uygun şekillerde edinilmesi de o denli kabulü gereken bir durumdur. Parayı her ne şekilde olursa olsun edinmek, bu gereksinimin doğası gereği doğruyu temsil etmez. Bu aşamada soru şudur: Uygun ve doğru olan nedir?

Uygunluk ve doğruluk görelidir. Bir şeyin uygun olup olmadığı o şeyin içinde yer aldığı ve birbiriyle ilişkili insanlardan oluşan insan topluluğunun ortalama yaklaşım değerleriyle belirlenir. Yüz kişilik bir insan topluluğu eğer tüm yaşamları boyunca herhangi bir ilişki içinde olmaksızın ayrı ayrı yaşam sürerlerse her bireyin uygunluk ölçütü kendisi olur. Ancak toplum yaşamı bir etkileşim ve ilişki durumudur. Bu ilişki durumu da uygunluğu, doğruluğu toplumu oluşturan bireylerin birlikte belirleyeceği ölçütlerle ölçmeyi gerektirir.

Para ve buna bağlı olarak servet edinmek için kullanılan yöntemlerin günümüzde uygun veya doğru bir yöntem olup olmadığı, birinci sırada hukuka göre belirlenir. Çünkü hukukun yasakladığı ve bu yasağa koşut olarak cezalandırdığı yöntemlerle para ve servet oluşturmayı suç olarak betimlediğimizde caydırıcılık en üst aşamada beklenen sonuçtur. Gelenekler, ahlak gibi ölçütlerle uygun ve doğru görülmediği bildirilen durumlar için caydırıcı yaptırımlar geliştirilemediğinden hem işlevsel ölçütler olmaz hem de hukuk kadar nesnel, göreli olmayan bir ölçütü temsil etmez.

Silah, savunma aracı olmaktan önce saldırı aracı olmuştur. Korku, caydırma, ikna etme, yok etme aracı olarak egemendir silah.. İnsanın avlanma gereksiniminin yanı sıra doğada saldırısına maruz kaldığı diğer canlılarla başa çıkma aracı olan silah, konuşarak anlaşması gereken kendi türüyle ilişkilerinde, karşısındakinin rızası hilafına yapmak istediklerinin yerine getirilmesi aracı olmuştur zaman içinde...Saldırı aracı iken savunma aracına dönüşerek ironik şekilde masumlaşmıştır silah gündelik yaşamda.. Yok ediciliğin veya zarar vericiliğin savunma temelli olmasına da hukuk “meşru müdafaa” demiştir; silahlı ya da silahsız olabilir. Ancak içeriği şiddettir.

İnsan, paranın ve silahın kullanıcı öznesi olarak tezahür eder. İnsan yoksa paranın ve silahın işlevi yoktur terör yönünden de.. Terör, maddi değerlerle sağladığı silah ve yine maddi değerlerle bağlılığını sağladığı insan olmaksızın bir organizma olamadığı gibi, yine zarar vereceği başkaca insanları veya insan topluluklarını belirlemediğinde de yaşayamaz; varlık nedeni etkileyebileceği insanların veya insan topluluklarının olmasıdır.

Parasız olmadığına göre terör parayı nerden bulur? Çok basittir yanıt: TERÖR PARAYI ZARAR VERMEYİ PLANLADIĞI İNSANLARDAN VEYA İNSAN TOPLULUKLARINDAN EDİNİR. Örneğin kayıt dışı bir ticari faaliyet ile bir devletin egemenlik alanında yaşayan insanlardan edinilen para, o devletin vatandaşlarına zarar verecek bir terör eyleminin finansmanında kullanılabilir. Örneğin hırsızlık yoluyla edinilen çeşitli mallar ticarete konu edilerek terör eyleminin finansmanında kullanılabilir. Örneğin telefon yoluyla yapılan dolandırıcılık ile elde edilen para terör eyleminin finansmanında kullanılabilir. Örneğin bir devletin egemenlik alanında yaşayan insanlara uyuşturucu satarak elde edilen para ile bir ticarethane, bir fabrika, bir zirai işletme kurularak önce bu para aklanarak sonra da çeşitli sivil toplum örgütlerine bağışlanarak ve bağışlar terör örgütü mensuplarına tahsis edilerek hayatlarını rahat sürdürmeleri sağlanabilir.

Para ile insan ilişkisini doğru, ahlaki, ölçülü kuramadığımızda üzerinden vergi aldığımız o paranın kaynağından emin olmak, vergi ödeyerek görevini yaptığı öz güveniyle sistemde yer bulabilen örtülenmiş suç unsurları ve suçluların açığa çıkarılmasını sağlamak kolay olmamaktadır. Her vergilendirilmiş paranın ya da kazancın kutsal kılınması için toplumların para ile ilişki kurma şekillerinin devlet tarafından izlenmesi ve o toplumun gereklerine ve gerektiğinde uluslar arası kabul görmüş ilkelere göre değerlendirilmesi bir zorunluktur. Suç gelirlerinin aklanmasında sisteme ticari, sınai, zirai ve benzeri faaliyetlerle sızmış faillerce hukuka uygun görüntüsü verilen işletmelerin kullanıldığı mutlaktır. Bu yapılarda sermayeye dönüşen suç gelirleri, bu yapılarda çoğaltılarak terörün finansmanında kolaylıkla kullanılabilmektedir. Vergi ise bu korunmanın bir bedeli olarak değerlendirilmektedir terör unsurlarınca…Bu yapıları ayıklayamayan sistemler, teröre alet edilmiş olmaktadırlar ki, bunun vicdani sorumluluğu oldukça ağırdır kanaatimizce..

Terörün iksirinin para olduğu gerçeğini görmek ve bu ilişkiyi kesmek mücadelenin en önemli aşamasıdır.

İyi bir hafta sonu dileğiyle…