TARİH ARALIĞI

Başlangıç Tarihi
Seç
Bitiş Tarihi
Seç

ARANACAK KRİTER

Kriter Seçin
Makale Başlığında

ARANACAK KELİME

Örnek “vergi mevzuatı”

29.8.2019

NEO-KEYNESYEN EKONOMİ POLİTİKASI ÇÖZÜM YARATIYOR MU?

İngiliz ekonomist John Maynard Keynes (1883-1946), 1930’larda yazmış olduğu “The General Theory of Employment, Interest and Money” isimli eserinde koyduğu düşünceler ile devrim yaratmıştı.

 

Keynesyen politika temel anlamı ile kamu müdahalesi ile, iç talebi canlandırarak, ekonomide üretim fonksiyonlarının kapasite kullanımını arttırmak ve kapasite kullanım oranı arttıkça, istihdamın yükselmesini sağlayarak, talebi daha da yukarıya itecek pozitif bir döngü yaratmak üzerine kuruludur. Bu politika, ekonomik yavaşlama ve gerileme durumunda devlet müdahalesinin kaçınılmaz bir gereklilik prensibine dayanır. Keynes’e göre durgunluk, resesyon ve depresyon ortamlarında istihdam, serbest piyasa dinamikleri ile dengeye ulaşamaz. Kamu müdahalesi gerekir.   

 

Bu müdahalenin temel araçları kamu kesiminin harcamalarını arttırması ve merkez bankasının para arzını genişletmesi şeklindedir. Kamunun etkin bir şekilde oyuna girmemesi halinde iç talep daralması ve işsizlik fasit bir daire çizerek, ekonomik durgunluğu ve hatta küçülmeyi sürekli hale getirebilir. 

Keynes’in fikirleri, modern tarihin en büyük ekonomik krizi olan 1929 Buhranı’na çözüm bulan “New Deal” programının temelini oluşturmuştur. Krizin en karanlık dönemi olan 1929-1932 yılları arasında Amerikan sanayii kapasite kullanım oranında %35 gibi korkunç bir düşüş yaşarken, New Deal programı sayesinde, 1937 yılına gelindiğinde kriz öncesi üretim çıktısına ulaşabilmiştir. New Deal asıl başarısını II. Dünya Savaşı sırasında göstermiştir. Amerikan ekonomisi 1941 sonunda yılında savaşa girdiğinde halen ısınmaya yeni başlamış bir ekonomi idi. Yoğun egzersiz yapan sporcuların yükselen kondisyonuna benzer şekilde, 1943 yılı sonuna geldiğinde, ABD ekonomisi ortalama olarak saatte bir avcı uçağı, günde bir destroyer üretir hale gelmişti. 1945 Mart’ında, Amerikalılar 3,000,000 asker, yüzlerce tank ve binlerce top desteği ile Almanya’nın kalbi sayılan Ruhr Vadisine girerken, binlerce uçak ile Almanya’nın şehirlerini harabeye çevirir hale gelmişti. Aynı anda Avrupa’dan binlerce kilometre ötede, tarihin gelmiş geçmiş en büyük donanması 70’e yakın irili ufaklı uçak gemileri desteği ile İwo-Jima ve Filipinler’de Japonlara taarruz etmekte idi.  Binlerce Amerikan ağır bombardıman uçağı Mariana Adalarından kalkarak Japon şehirlerini yok etmeye yeni başlamıştı. Amerikan sanayi daha 27 yıl önce hiçbir ağır silahı olmayan bir orduyu bu şekilde donatabilme gücüne erişmiş iken, Hollywood savaş döneminde altın çağlarından birini yaşıyordu. Keynes’in mimarı olduğu New Deal olmasaydı, şüphesiz ki bu muazzam başarı sağlanamazdı. Keynes’in ölümünden önceki son baş yapıtı 1971’e kadar devam edecek Bretton Woods Sistemi’ne olan katkısı olacaktı. Gariptir ki, Bretton Woods’un iki mimarı John Maynard Keynes ve Harry Dexter White (1892-1948) bu sistemin başarısını göremeden peş peşe hayata veda edecekti. Keynes ve White’ın eserleri olan IMF ve Dünya Bankası halen küresel ekonomideki rollerini oynuyor.

Keynesyen fikirler 1960’ların sonuna kadar ekonomi kavramının temel direği olarak varlığını sürdürdü. 1980’li yıllarda ise Klasik ekonomik yaklaşımın yeni bir versiyonu olan ve neo-liberal düşünceler ile yenilenmiş Monetarist politika tüm dünyaya yayılmaya başladı. 2008 Küresel Ekonomik Krizi yeniden Keynes’in politikalarının önemini hatırlatmış oldu.

Türkiye’nin kendine özgü Keynesyen politikası:

Türkiye uzun bir dönemden beri “kendine özgü” bir Keynesyen ekonomik politikası uyguluyor. Bu politikanın en önemli nirengi noktası 2018 Ağustos’unda başlayan ekonomik krizdir. Ekonomi yönetimi, krizin en alevli zamanında döviz kurlarını stabilize etmek için Eylül 2018’de faizleri 625 baz puan arttırmak durumunda kalmasına karşın, kamu olanaklarını görülmemiş ölçüde seferber ederek ekonominin bir depresyona girmesini önlemeye çalışmıştır. Bu politikanın ölçüsünü hazine nakit dengesi açığında izleyebiliyoruz.

 

Yazının devamını okumak için tıklayınız.