TARİH ARALIĞI

Başlangıç Tarihi
Seç
Bitiş Tarihi
Seç

ARANACAK KRİTER

Kriter Seçin
Makale Başlığında

ARANACAK KELİME

Örnek “vergi mevzuatı”

7.12.2015

Zamanın Hızı ve Vergi Denetim Elemanları

Yıllar geçtikçe siz de zamanın daha hızlı aktığı hissine kapıldınız mı eskiye nazaran? İnsanlar yaşlandıkça zaman algısı değişir ve zamanın görece süratli geçtiğini düşünürmüş gençlik yıllarına kıyasla. Bir teoriye göre bunun nedeni, insanın zamanın hızına ilişkin algısının, yıllar boyu biriktirdiği anıların sayısıyla ilişkili olması. Şöyle ki yaş ilerledikçe hayat hem rutinleşiyor hem duygu ve heyecan yoğunluğunu kaybediyor. Böylece birim zamana düşen hatıralar seyreliyor ve insan yılların daha hızlı kayıp gittiği hissine kapılıyor. Bu bakış açısı, zamanın hızına ilişkin genel insan algısını uzun zaman dilimleri için şöyle veya böyle açıklarken, kısa zaman dilimlerindeki algımıza açıklama getiremiyor. Örneğin, hiçbir hareket veya değişikliğin olmadığı bir mekanda beklerken neden zamanın yavaş geçtiğini düşündüğümüze bu teoriyle açıklama getirmek mümkün değil. Hem kısa hem uzun vadedeki zaman algımızı açıklayacak başka bir teoriye ihtiyaç var. Benim teorim aşağıda.

Yapılan araştırmalara göre, insanlığın bilgi birikimi, 1900’lü yıllara kadar yaklaşık yüzyılda bir ikiye katlanıyormuş. İkinci dünya savaşında bu süre yirmi beş yıla kadar inmiş. Bilgisayarın ve internetin icadı ile ise bugün bu sürenin yaklaşık on üç ay olduğu söyleniyor. İnanılmaz…

Global bilgi-birikimin hızla katlanması, ana ayak uydurmayı zorlaştırıp, insanı yaşadığı dünyaya yabancılaştırıyor sanki. İnsanı daha çabuk eskitiyor. Uzun süreli bir yolculuktan sonra içinde bulunduğunuz araç tamamen durduğu anda, aracın geri geri gittiği hissine kapılmışsınızdır siz de. Veya tersten düşünün, peronunda hareket saatini bekleyen bir otobüste, pencere kenarı koltuğunuzda otururken, uzun zamandır hemen yan tarafınızda hareketsiz duran başka bir otobüs, geri viteste hareket ettiği zaman, bir an için de olsa, sanki siz ileri doğru gidiyormuş gibi hissedersiniz. Bu yanılgıların sebebi, etkileşim içinde olduğumuz ortamın alışageldiğimiz değişim hızındaki farklılaşmaya bir anda ayak uyduramıyor oluşumuz. Acaba yaşımız ilerledikçe zamanın daha çabuk aktığı hissine kapılmamız, mekânsal olan bu örneklerin, zamana ilişkin bir yansıması olabilir mi? Özetle zaman, biz yaşlandığımız için değil, dünya daha hızlı değiştiği için vites artırıyor belki de.

Üstatların daktiloda yazılan, teksirle çoğaltılan vergi inceleme raporları hakkındaki hikâyelerini, mini mini birlerin öğretmenlerine baktığı hayranlıkla dinlerken daha dün; çok da uzak olmayan bir zamanda, yani, Facit makinelerin kolunu çevirerek nasıl vergi hesapladıklarını huzurlu bir tebessümle anlatan üstatlarımızın kıdemine değemeden bizler, “bizim zamanımızda mükelleflerin bildiğiniz yaprakları olan, elle mühürlenen defterleri vardı, o defterler vergi incelemesi için kucakta daireye taşınırdı…” diye uzayıp giden anılarından bahseden akranlarımı ve bütün bunları sanki çok eski bir çağda yaşanmışçasına hayretle dinleyen yeni meslektaşlarımı görür gibi oluyorum.

Evet, zaman eskiye nazaran çok daha çabuk geçiyor, bu yüzden, her alanda rekabetçi kalabilmek için alanında güncelliği muhafaza etmek gerekiyor. Bu,  vergi denetim organları ve denetim elemanları için de geçerli. İş modelleri dijital teknolojiyle birlikte hızla değişiyor, işlemler daha karmaşık bir yapıya bürünüyor ve çeşitleniyor, takibi zorlaşıyor. O kadar ki, gelişmiş devletleri dahi vergisel düzenlemeleri icra noktasında aciz duruma düşüren inanılmaz bir teknolojik dönüşümle karşı karşıyayız. Ekonomi o kadar hızla evrilip gelişiyor ki, özellikle büyük ölçekli mükellefler nezdinde inceleme yapacak denetim elemanlarının, vergi mevzuatına esaslı bir hâkimiyet ve inceleme tecrübesinden çok daha fazlasına ihtiyaç duyacağı bir döneme giriyoruz. Yeni Ticaret Kanunu’yla büyüyerek kıyıya yaklaştığı anlaşılan küresel muhasebe standartları dalgası, Maliye’nin dalgakıranında büyük ölçüde köpük köpük oldu olmasına ama, arkadan gelen dalgaların boyunun daha yüksek olacağı şüphesiz. Türkiye’nin dünya ekonomisine giderek daha fazla entegre oluşu, çokuluslu şirketlerin ekonomiye hem sayıca hem hacimce yayılışı, daha önce sadece sınırlı sayıda mükellef için söz konusu olan uluslararası ticari işlemler ve offshore yatırımların, küresel ticaret ve teknolojideki gelişmelerle uluslararası finansal sisteminin kapsam ve boyutlarının şaşırtıcı ölçüde genişlemesiyle birlikte artış göstermesi sonucunda,  vergi denetim elemanları artık Vergi Usul Kanunu’nun geleneksel yorumlamasına sıkışıp kalamayacak, yurtdışındaki meslektaşlarıyla senkronize olup işbirliği geliştirebileceği platformlarda yer almak, bilgi değişimini etkin kullanmak, kayıt tutmada veya denetimde genel kabul görmüş standartları özümsemek, çokuluslu vergi anlaşmalarının hükümlerini daha sık işletmek ve bunların anlam ve isabetliliği noktasında analizler yaparak geliştirilmelerine katkıda bulunmak veya matrah aşındıran/kâr kaydıran transfer fiyatlandırması, dijital ekonomik faaliyetler veya kontratların ayrıntılarına nüfuz edebilmek için mutlaka “yabancı dile” hâkimiyetleri gerekecek.

Vergi denetim elemanlarının ayrıca, elektronik defter, elektronik fatura ve bunlarla iç içe çalışan kompakt muhasebe ve takip sistemlerinin işleyişini anlamak, bu sistemleri kullanarak ihtiyaç duydukları raporları üretebilmek, ham haldeki büyük verileri dairede analiz edip çalışabilmek, kendi ihtiyaçlarına uygun hale getirebilmek için manipüle etmek, daha kolay anlamak ve anlaşılmasını sağlamak için görselleştirebilmek gibi birçok bilişim teknolojisi yeteneğine sahip olması elzem olacak.

Son olarak, vergi mevzuatımıza ani bir girişle devletle mükellef arasındaki güç dengesinde mükellef lehine bir takım değişiklikler getirerek, ilerisi için de bu doğrultuda bir beklenti oluşturan düzenlemeler ve Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkıyla birlikte vergi denetimi pratiği ile evrensel insan hakları ve mükellef hakları arasındaki ilişkinin daha çok vurgulanır hale gelmesi; vergi denetiminin uzun vadede genel mükellef/yatırımcı psikolojisi ve potansiyel olarak ülke ekonomisi üzerinde, bitiminde üretilen rapordan çok daha önemli sonuç ve etkileri olduğunun farkında olan, kullandığı yetkilerin yerindeliği ve ölçülülüğü ile takındığı tavır ve üslubunun uygunluğunu yalnızca yazılı yerel mevzuat değil, ulusal ve uluslararası meslek etiği ilkelerinin ve sahip olduğu evrensel hukuk nosyonunun süzgecinden de geçiren, empati yeteneğine sahip ve mükellef haklarına saygılı denetim elemanlarına olan ihtiyacı da artıracaktır.